Avukatlık ücretini ya da dava masraflarını karşılayamıyor olmanız, hakkınızı aramaktan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Türk hukukunda bu durum için öngörülen ve sıkça birbirine karıştırılan iki ayrı yol vardır: biri size bir avukat sağlar, diğeri dava giderlerini erteler. Yanlış merciye başvurmak zaman kaybına yol açar.

Bu yazıda, söz konusu iki yol arasındaki farkı; her biri için nereye ve nasıl başvuracağınızı; hangi belgelerin istendiğini; başvurunuz reddedildiğinde ne yapabileceğinizi ve dava sona erdiğinde masrafların kime ait olacağını bulabilirsiniz.

İki farklı adli yardım yolu

“Adli yardım” adı, muhatapları farklı olan iki ayrı kurumu ifade eder:

  • Barodan avukat: Avukatlık Kanunu kapsamında düzenlenen bu adli yardım, avukatlık ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılama imkânı bulunmayan kişiye baro tarafından avukat görevlendirilmesini sağlar. Bu yolun muhatabı barodur.
  • Mahkemeden gider muafiyeti: Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen bu adli yardım, harç ve masrafların ertelenmesini ve devletçe karşılanmasını sağlar. Bu yolun muhatabı mahkemedir.

Bu iki yol birbirinin yerine geçmez; çoğu zaman ikisine birden ihtiyaç duyulur. Avukat görevlendirilmesini barodan, dava masraflarına ilişkin muafiyeti ise mahkemeden talep edersiniz. Ayrıca mahkemeden istenen adli yardımın kapsamına, gerektiğinde ücreti sonradan ödenmek üzere avukat sağlanması da girer.

Barodan avukat istemek: nereye başvurulur?

Başvurunuzu baro merkezindeki adli yardım bürosuna yaparsınız. Baro yönetim kurulunun avukatlar arasından oluşturduğu bu büro, baronun gözetimi altında çalışır. Adana’da bulunuyorsanız başvuracağınız yer Adana Barosudur.

İlçedeyseniz il merkezine gitmeniz gerekmeyebilir. Baro yönetim kurulu, merkez dışında avukat sayısı beşi aşan her yargı çevresinde bir avukatı adli yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Başvurular bu temsilcilere de yapılabilir. İlçenizde temsilci bulunup bulunmadığını barodan öğrenin; varsa hem yol hem de zaman kazanırsınız.

Başvuruda iki hususu birlikte ortaya koymanız beklenir: ödeme gücünüzün bulunmadığını ve isteminizde haklı olduğunuzu. İkinci husus çoğu zaman gözden kaçar. Büro yalnızca maddi durumunuzu değil, anlattığınız olayın hukuken tutarlı bir yönünün bulunup bulunmadığını da değerlendirir.

Başvuruda hangi belgeler istenir?

İstenen belgeler barodan baroya küçük farklılıklar gösterebilir; ancak aşağıdakiler genellikle talep edilir. Başvuruya gitmeden önce belge listesini telefonla teyit etmek en pratik yoldur.

  • Kimlik belgesi.
  • Maddi durumunuzu gösteren belgeler: gelirinize ilişkin kayıtlar, üzerinize kayıtlı taşınmaz veya araç bulunup bulunmadığını gösteren sorgular ve sosyal güvenlik kaydınız.
  • Muhtarlıktan alınan belge, pek çok baro tarafından talep edilir.
  • Olayınıza ait evrak: tebligat zarfı ve içindeki kâğıt, sözleşme, senet ve yazışmalar. İsteminizde haklı olduğunuzu bu belgelerle ortaya koyarsınız.
  • Varsa dosya numarası, dava veya icra takibi başlamışsa.

Başvurunuz kabul edildiğinde büro, bir veya birkaç avukatı görevlendirir. Görev yazısının kendisine ulaşmasıyla avukat, işi yürütme yükümlülüğü altına girer. Bu, bir iyilik değil, kanundan doğan bir görevdir.

Bu yükümlülük, her ikisi de sizin tutumunuza bağlı olan iki durumda sona erer: istenen bilgi ve belgeleri vermezseniz ya da avukata vekaletname vermekten kaçınırsanız avukatın görevi düşer. Bu nedenle, görevlendirmenin ardından notere gitmeyi ertelemeyin.

Baro başvurunuzu reddederse

Ret kararına karşı baro başkanına başvurabilirsiniz. Bunun için dilekçe verme zorunluluğu yoktur; başvurunuzu yazılı veya sözlü olarak yapabilirsiniz. Baro başkanının kararı kesindir; başka bir deyişle, bu yol burada sona erer.

Ret kararı çoğu zaman maddi durumun yeterince belgelenmemesinden kaynaklanır. Eksik bıraktığınız bir belge varsa, itiraz sırasında bu belgeyi tamamlayıp sunmanız işinizi kolaylaştırır.

Mahkemeden adli yardım: dava giderleri

İkinci yol, davanın masraflarına ilişkindir. Yargılama veya takip giderlerini, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeden kısmen ya da tamamen ödeyemeyen kişi, mahkemeden adli yardım isteyebilir. Ancak yalnızca yoksulluk yeterli değildir; talebinizin açıkça dayanaktan yoksun olmaması da gerekir.

Adli yardım, yalnızca dava açarken değil, kendinizi savunurken, ihtiyati tedbir gibi geçici koruma talep ederken ve icra takibinde de istenebilir. Adli yardım kararı size şu olanakları sağlar:

  • Yargılama ve takip giderlerinden geçici muafiyet.
  • Teminat gösterme yükümlülüğünden muafiyet.
  • Dava ve takip sırasında yapılması gereken giderlerin devlet tarafından avans olarak ödenmesi.
  • Davanın avukatla takibi gerekiyorsa, ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat sağlanması.

Mahkeme, bu olanakların tamamı yerine yalnızca bir kısmının uygulanmasına da karar verebilir. Verilen karar, hüküm kesinleşinceye kadar geçerliliğini korur.

Sık karşılaşılan bir yanılgının aksine, adli yardım geriye yürümez ve daha önce yaptığınız yargılama giderlerini kapsamaz. Bu nedenle talebi mümkün olan en erken aşamada, tercihen dava dilekçesiyle birlikte iletmeniz gerekir.

Nereye ve nasıl başvurulur?

Talep, asıl uyuşmazlığı karara bağlayacak mahkemeye yapılır. İcra ve iflas takiplerinde başvuru mercii, takibin yürütüleceği yerdeki icra mahkemesidir. Dosya istinaf veya temyiz aşamasındaysa talebinizi bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtay’a yöneltirsiniz.

Dilekçenize üç hususu eklemeniz gerekir: iddianızın özeti, iddianızı dayandıracağınız deliller ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığınızı gösteren mali belgeler. Adli yardım talebine ilişkin evrak her türlü harç ve vergiden muaftır; dolayısıyla talebi iletmek için ayrıca ödeme yapmazsınız.

Mahkeme talebi duruşma yapmadan karara bağlayabilir. Duruşma isterseniz inceleme duruşmalı yürütülür. Ret kararında, sunduğunuz bilgi ve belgelerin neden kabul edilmediğinin açıkça belirtilmesi zorunludur. Böylece itiraz ederken hangi eksikliği gidermeniz gerektiğini görebilirsiniz.

Mahkeme reddederse: iki haftalık süre

Ret kararına, size tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren mahkemeye sunacağınız dilekçeyle itiraz edebilirsiniz. Bu süre 2024’te bir haftadan iki haftaya çıkarılmıştır. Bu nedenle eski kaynaklarda bir hafta ifadesiyle karşılaşsanız da güncel süre iki haftadır.

İtirazı kararı veren mahkeme incelemez; dosya aynı yerdeki bir sonraki daireye gönderilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

Talebinizin reddedilmesi, başvuru yolunu tamamen kapatmaz: ödeme gücünüz daha sonra ciddi ölçüde azalırsa yeniden talepte bulunabilirsiniz.

Adli yardım kararı sonradan kaldırılabilir

Karar iki durumda kaldırılır: mali durumunuz hakkında kasten veya ağır kusurunuzla yanlış bilgi verdiğiniz ortaya çıkarsa ya da mali durumunuzun sonradan yeterli ölçüde iyileştiği anlaşılırsa. Bu nedenle başvuruda gerçek durumu eksiksiz bildirmek, ileride doğabilecek bir sorunu baştan önler.

Dava sonunda giderleri kim öder?

Adli yardım bir bağış değil, ertelemedir. Ertelenen giderler ile devlet tarafından ödenen avanslar, dava veya takip sonunda haksız çıkan taraftan tahsil edilir.

Davayı kaybeden siz olursanız bu giderler size döner. Ancak mahkeme uygun görürse ödemenin, en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitlerle yapılmasına karar verebilir. Tahsilin sizi mağdur edeceği açıkça anlaşılırsa mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmanıza da karar verebilir.

Mahkemenin talebi üzerine baronun görevlendirdiği avukatın ücreti ise yargılama gideri olarak Hazine tarafından ödenir; avukat bu ücreti sizden talep etmez.

Ceza dosyalarında durum farklıdır

Buraya kadar yapılan açıklamalar hukuk davaları ve icra takipleri içindir. Ceza soruşturma ve kovuşturmalarında farklı bir düzen uygulanır; bu süreçlerde baroya ayrıca adli yardım başvurusu yapmanız gerekmez.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, şüpheli veya sanıktan öncelikle kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığınızı beyan ederseniz, isteminiz üzerine size bir müdafi görevlendirilir. Ceza dosyasında belirleyici adım budur: avukat tutabilecek durumda olmadığınızı söylemekten çekinmeyin.

Bazı hâllerde istem aranmaz. Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse ya da sağır ve dilsizse müdafi kendiliğinden görevlendirilir. Aynı kural, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır.

Sık sorulan sorular

Adli yardımla gelen avukatı ben mi seçiyorum? Hayır. Görevlendirmeyi baro yapar. Belirli bir avukatla çalışmak istiyorsanız bu ilişki, adli yardım kapsamında değil, kendi anlaşmanız çerçevesinde yürür.

Başvuru ücretli mi? Hayır. Baroya yapacağınız başvuru için ücret ödemezsiniz; mahkemeye sunulan adli yardım talebine ilişkin evrak da harç ve vergiden muaftır.

Yabancıysam yararlanabilir miyim? Mahkemeden talep edilen adli yardımda yabancılar bakımından ayrıca karşılıklılık şartı aranır; ülkeniz ile Türkiye arasında bu konuda karşılıklılık bulunması gerekir.

Avukatım var ama masrafları ödeyemiyorum, ne yapmalıyım? Bu durumda barodan avukat istemeniz gerekmez; doğrudan mahkemeden adli yardım talep edersiniz. Avukatınız bu talebi bir dilekçeyle iletir.

Adli yardım başvurusu davamı bekletir mi? Talep, davadan ayrı olarak karara bağlanır ve mahkeme duruşma yapmadan da karar verebilir. Yine de talebi erken iletmek, hem gecikmeyi hem de geriye yürümezlik sorununu önler.

Özetle

Avukat ücretini karşılayamıyorsanız baroya, dava masraflarını karşılayamıyorsanız mahkemeye başvurun; çoğu dosyada her iki yola da ihtiyaç duyulur. İki başvuruda da maddi durumunuzu belgelemeniz ve isteminizde haklı olduğunuzu göstermeniz beklenir. Baronun ret kararına karşı baro başkanına, mahkemenin ret kararına karşı ise iki hafta içinde itiraz edebilirsiniz. Adli yardım masrafı ortadan kaldırmaz, erteler; giderler dava sonunda haksız çıkan tarafa yüklenir.

Görüşme ücretleri ve ilk görüşmede sizden beklenenler hakkında bilgi edinmek için avukat danışma ücreti ve ilk görüşme sayfasına bakabilirsiniz. Adana Barosu levhasına kayıtlı avukatları ilçelere göre görmek için ise avukat rehberine göz atabilirsiniz.

Bu sayfadaki açıklamalar genel bilgi niteliğindedir; hukuki görüş oluşturmaz ve somut olayınıza uygulanmaz. Durumunuza özgü değerlendirme için bir avukatla görüşün.